Dolar : Alış : 5.9944 / Satış : 6.0052
Euro : Alış : 6.8267 / Satış : 6.8390
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul31°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 2205 İçerik Bulunuyor.

SON HABERLER

MEB’e 37 Bin Atama İzni Verildi!

02 Ağustos 2015 - 680 kez okunmuş
Ana Sayfa » 5N1K»MEB’e 37 Bin Atama İzni Verildi!
MEB’e 37 Bin Atama İzni Verildi!

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, A Haber’de Mehmet Ali Önel’in sunduğu Deşifre programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bakan AVCI: “Meclis kanunla kadro ihdas eder biliyorsunuz, önce kadrolar kanunla ihdas edilir ve sonra bakanlıklara dağıtılır. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı’na ihdas edilen, kurulan, yani Maliye Bakanlığı izin verdikten sonar kullanılabilecek potansiyel kadro 47 bindir, bu 47 bin kadro ihdas edilmiş kadrodur, ama her zaman bu ihdas edilen kadrolar fiilen gerçekleşenlerin üzerinde olur. Yani 50 bin kadro tahsis edilmiştir diyelim geçen sene, 40 bin atama yapılmıştır.

Bütçe dengeleri bakımından Maliye Bakanlığı bakar, Çalışma Bakanlığı’na ihdas edilmiş olan kadrolardan şu kadarını Çalışma Bakanlığı kullanabilir der. Yıllardan beri kamu için ihdas edilen kadroların en büyük payını biz alıyoruz, bunun içinden de fiilen serbest bırakılan en çok kadro yine bizde oluyor. Şimdi bu sene de oluyor, 47 bin büyük bir rakam ihdas edilen, ama bunun içinden Maliye Bakanlığı’nın bize bu yıl kullanabilirsiniz dediği, onayladığı, serbest bıraktığı kadro 37 bin.”

“Her pedagojik formasyon alan kendisini atanamamış öğretmen olarak tanımlıyor”

Her pedagojik formasyon alan kendisini atanamamış öğretmen olarak tanımlıyor. Siz de eğer pedagojik formasyonunuz varsa mesela kendinizi şu son söylediğimiz bilişim teknolojileri veya medya okuryazarlığı dersinde atamamış bir öğretmen olarak tanımlayabilirsiniz, İletişim fakültesi mezunusunuz, bir de pedagojik formasyonunuz varsa rahatlıkla şunu diyorsunuz: Ben medya okuryazarlığı dersini okutabilecek evsafta bir öğretmenim, o ada yanlış aslında, öğretmen adayayım, ama atanmadım, bunu deme hakkını arkadaşlarımız görüyorlar, o anlaşılabilir bir şey.

Onun çaresi bu planlamayı bir an önce hayata geçirmek, ona başlandı zaten, şu anda eğitim fakültelerin birçok alanında ya kapatıldı kontenjanlar veya çok ihtiyaca göre yeniden rasyonel bir seviyeye çekildi, o da devam edecek zaten.

Ama verdiğiniz örnek de çok doğru, yani siyasal bilgiler fakülteler fakültesini, insanlar siyasal bilgiler veya ilgili alanı bitirmeden kaymakam olamıyorlar, ama her o alanı bitiren de atamayan kaymakam olmuyor, onun sınav şartları ayrı. Yani sadece onunla ilgili okulu bitirmiş olmak atanmaya hak kazanmak anlamına gelmiyor. İşte onun için KPSS sınavı yapılıyor, KPSS sınavında da belli bir puanın üzerinde alanlar atanmaya devam ediliyor.

Şimdi atamayı da şöyle yapıyoruz: Diyelim bizim 100 bin öğretmen açığımız var, hesap anlaşılsın diye yuvarlak rakam üzerinden söylüyorum, toplam bütün Türkiye genelinde 100 bin öğretmen açığımız var diyelim. Bunun ne kadarı mesela biyoloji öğretmeni? Diyelim ki 3 bin, 3 bin biyoloji öğretmeni alırsak hiç biyoloji öğretmenine ihtiyacımız kalmayacak diyelim. Ne kadar tarih? İşte 3 bin 800 tarihçi alırsak burada da kontenjan dolmuş oluyor, bir daha emekliler dışında yeni bir öğretmen alımı yapamayacağız demiştir.

Şimdi 3 bin biyoloji öğretmenine ihtiyacımız var 100 bin açığımızın içinde ne demek? İhtiyacımızın yüzde 3’ünü biyoloji öğretmenleri teşkil ediyor demek. 3800 tarihçiye ihtiyacımız var ne demek? İhtiyacımızın yüzde 3,8’ini tarihçiler oluşturuyor demektir. O zaman bize tahsis edilen kadro ne? 37 bin, biz 37 binin yüzde 3’ünü biyolojiye tahsis ediyoruz, yüzde 3,8’ini tarihini, işte rakamları atarak söylüyorum, yüzde 5’ini matematik öğretmenliğine. Yani burada hiçbir branş lehine veya aleyhine psikolojik bir şeyle karar verilmiyor, tamamen ihtiyaçlar ve onların branşlara göre adil dağılımı üzerinden bu. O yüzden arkadaşlarımızın işte matematiğe bu sene çok verdiniz, geçen sene şu kadar vermiştiniz, onu bu sene şuraya indirin de bize şu kadar verin gibi taleplerinin arkasında rasyonel bir hesap yok.

Milli Eğitim Bakanlığı bu hesaplamaları şu söylediğim mantık üzerinden yapıyor. Ondan sonra da, bunları belirledikten sonra, yani 37 binden ne kadarı biyolojiye düşüyor, ne kadarı tarihe düşüyor, ne kadarı matematiğe düşüyor, onları belirledikten sonra da şuna bakıyoruz: Elimizde şimdi ne kadar yeni matematik öğretmeni var? 2 bin yeni matematik öğretmeni var, bunları illere nasıl dağıtalım? O zaman illerdeki boşluk durumuna bakıyoruz. Diyelim ki Artvin’de 8 tane matematik öğretmenimize ihtiyacımız var, Yozgat’ta da 1 tane matematik öğretmenimize var. O zaman Yozgat’a vermiyoruz 1 taneyi, Artvin’i de 1’e indirecek şekilde 7 tanesini oraya gönderiyoruz. Yani iller arasındaki dengeleri sağlamak için, eşitliği sağlamak için her yerde olabildiğince aynı sayıda, aynı branşta öğretmenleri istihdam etmeye çalışıyoruz.

Bunun şöyle bir dezavantajı var: En çok açığımız geçmişe dayalı olarak Doğu’da ve Güneydoğu’da olduğu için, yeni atanan bütün genç öğretmenlerimizi maalesef en tecrübesiz oldukları bir zamanda, yeni işe başlarken buralara göndermek zorunda kalıyoruz. Bu bizi çok rahatsız ediyor, ama belli bir tecrübe sahibi olan öğretmenlerimizi de zorunlu olarak Doğu’ya, Güneydoğu’ya gönderemiyoruz, orada da yine mahkeme ve şeyler devreye giriyor. Yani biz istiyoruz ki her yerde dengeli bir biçimde, tecrübeli öğretmenlerimizle yeni başlayan öğretmenlerimiz dengeli bir şekilde dağılsınlar ki hem birbiriyle tecrübe paylaşımı bakımından birlikte olsunlar, hem de bütün illerde tecrübeli ve tecrübesiz öğretmen dağılımları dengeli olsun, ama bunu şu andaki mevzuat gereği yapamıyoruz.

Bakın küçük bir rotasyon düzenlemesi yapmaya kalktık, onunla ilgili bir süre yeni asıllı, asılsız şeyler çıktı. Şimdi onu da belki soruluyor diye hemen ekleyeyim mi?”

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler : ,

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika
Ücretsiz Wordpress Temaları
ücretsiz pornohd pornobedava porno izle ifşa porno izle